Kişisel marka, siz odada yokken hakkınızda söylenenlerdir. Daha somut söylersek: adınız geçtiğinde insanların aklına gelen iş, alan ve nitelik.
Bu tanım kulağa iddialı geliyor ama içeriği sıradan. Kişisel marka inşa etmek, sürekli içerik üretmek ya da sosyal medyada görünür olmak zorunda olmak demek değil. Ne yaptığınızın net olması ve bu netliğin tutarlı biçimde tekrar etmesi demek.
Neden önemli hale geldi?
İş bulma ve iş alma süreçleri artık büyük ölçüde arama üzerinden ilerliyor. Bir görüşmeden önce adınız aratılıyor. Bir teklif değerlendirilirken kim olduğunuza bakılıyor.
Arama sonucunda hiçbir şey çıkmaması ya da dağınık, güncel olmayan bilgiler çıkması, sizi zayıf konumda bırakır.
Bunun ötesinde, kurum değiştirdiğinizde yanınızda taşıdığınız tek şey kişisel itibarınızdır.
Adım 1: Ne yaptığınızı bir cümleye indirin
En zor ve en belirleyici adım.
"Pazarlama alanında çalışıyorum" kimseye bir şey anlatmaz. "E-ticaret markalarının reklam bütçelerini yönetiyorum" anlatır.
Cümlenin üç özelliği olmalı: kime hizmet ettiğiniz, hangi sorunu çözdüğünüz, nasıl çözdüğünüz. Üçü de olmasa bile en az ikisi bulunmalı.
Bu cümleyi bulmakta zorlanıyorsanız, son bir yılda yaptığınız işleri listeleyin ve tekrar eden temayı arayın. Kişisel marka icat edilmez, zaten yaptığınız işin adının konulmasıdır.
Adım 2: Dar bir alan seçin
Herkese hitap etmeye çalışmak, kimsenin aklında kalmamakla sonuçlanır.
"Web tasarımı yapıyorum" diyen binlerce kişi var. "Diş kliniklerine randevu odaklı web sitesi kuruyorum" diyen az. İkincisi, o alandaki kişiler için akla ilk gelen isim olma şansına sahip.
Daraltmak müşteri kaybettirmez; sizi arayanların doğru kişiler olmasını sağlar.
Adım 3: Bulunabilir olun
Adınız aratıldığında ne çıkıyor? Kontrol edin.
En azından bir yerde güncel ve düzenli bilgi bulunmalı. LinkedIn profili çoğu meslek için yeterli başlangıçtır. Kendi siteniz varsa daha iyi.
Birden fazla platformda varsanız bilgilerin tutarlı olması önemli. Üç farklı yerde üç farklı unvan yazıyorsa net bir izlenim oluşmaz.
Tüm kanallarınızı tek bir adreste toplamak bu tutarlılığı sağlamanın pratik bir yolu. Dijital kartvizitin nasıl çalıştığını anlatan yazımız bu kullanımı ele alıyor.
Adım 4: İşinizi görünür kılın
Bu, sürekli paylaşım yapmak anlamına gelmiyor. Yaptığınız işin bir yerde görülebilir olması yeterli.
Tasarımcıysanız portfolyo. Yazılımcıysanız kod deposu. Danışmansanız yazdığınız birkaç yazı. Satışçıysanız referanslar.
Az ama iyi seçilmiş örnekler, çok sayıda vasat örnekten iyidir. Üç güçlü iş, yirmi sıradan işten daha ikna edicidir.
Adım 5: Tutarlı olun
Kişisel marka tek bir hamleyle kurulmaz; tekrar ile kurulur.
Aynı alanda, aynı dille, düzenli aralıklarla görünmek. Ayda bir paylaşım yapan ama iki yıldır aynı konuda yazan biri, üç ay boyunca her gün paylaşıp sonra kaybolan birinden daha güçlü bir iz bırakır.
Sürdürebileceğiniz bir tempo seçin. Sürdüremediğiniz tempo, yarım kalmış bir profilden daha kötü bir izlenim yaratır.
Adım 6: İlişki kurun
Kişisel marka tek başına inşa edilmez. Sizi tanıyan ve öneren insanlar en güçlü bileşendir.
Bu, etkinliklere gitmek ve tanıştığınız kişilerle bağı sürdürmek anlamına gelir. Etkinlikte networking nasıl yapılır yazımızda bu tarafı ayrıntılı ele aldık.
Başkalarının işini görünür kılmak da bu ilişkinin parçası. Sürekli kendini anlatan biri yerine, başkalarını da öne çıkaran biri olarak hatırlanmak daha değerlidir.
Yaygın yanlış anlamalar
Kişisel marka için sosyal medya fenomeni olmak gerekmez. Sektörünüzde iki yüz kişinin sizi tanıması, iki yüz bin takipçiden daha işe yarar olabilir.
Farklı biri gibi görünmek gerekmez. Sürdüremeyeceğiniz bir imaj kurmak, uzun vadede güven kaybettirir.
Her platformda olmak gerekmez. İşinizin bulunduğu yerde olun. Grafik tasarımcıysanız Instagram, yazılımcıysanız GitHub ve teknik topluluklar.
Hemen sonuç vermez. İlk somut geri dönüşler genellikle aylar sonra gelir. Bu, sürecin işlemediği anlamına gelmez.
Nereden başlanır?
Bu hafta yapabileceğiniz üç şey var: adınızı aratıp ne çıktığına bakın, ne yaptığınızı anlatan cümleyi yazın, en güncel profilinizi o cümleye göre düzenleyin.
Geri kalanı zamanla oturur. Önemli olan başlangıçtaki netlik; onu sağladığınızda geri kalan adımlar kendiliğinden sıralanır.
İlk otuz gün için somut bir plan
Kişisel marka soyut bir kavram gibi görünür; somutlaştırmanın yolu küçük ve tamamlanabilir adımlardan geçer.
Birinci hafta: Adınızı aratın ve çıkan sonuçları not edin. Ne yaptığınızı anlatan cümleyi yazın ve üç kişiye okutup ne anladıklarını sorun.
İkinci hafta: En güncel profilinizi o cümleye göre düzenleyin. Başlık, özet ve fotoğraf.
Üçüncü hafta: Yaptığınız işten üç örnek seçin ve görülebilir hale getirin. Portfolyo, yazı, referans, ne uygunsa.
Dördüncü hafta: Alanınızdaki beş kişinin paylaşımlarına düşünülmüş yorumlar yapın. Kendi paylaşımınızı beklemeyin; görünürlük genellikle başkalarının alanında başlar.
Bu dört hafta sonunda ortada büyük bir değişiklik olmayacak. Ama zemin kurulmuş olacak ve sonraki adımlar kolaylaşacak.
Sık sorulanlar
Kişisel marka kurmak için içerik üretmek şart mı?
Hayır. İşinizin görülebilir olması ve sizi tanıyan insanların olması çoğu meslek için yeterlidir. İçerik üretmek hızlandırır ama zorunlu değildir.
Şirkette çalışıyorum, kişisel marka kurmak sadakatsizlik gibi görünür mü?
Genellikle tersi olur. Alanında tanınan bir çalışan kuruma da değer katar. Sınır, kurumsal bilgileri paylaşmamak ve şirket politikalarına uymaktır.
Ne kadar sürede sonuç alırım?
İlk somut geri dönüşler genellikle aylar sonra gelir; bir tanışma, bir teklif, bir davet. Bu süreyi kısaltmanın yolu daha çok paylaşım yapmak değil, daha dar bir alanda tutarlı olmak.
Yanlış bir şey paylaşırsam ne olur?
Düzeltmek, silmekten daha iyi bir izlenim bırakır. Hatasını kabul eden biri olarak hatırlanmak, hiç hata yapmamış görünmeye çalışmaktan daha güvenilirdir.
Markanızı hızlı deneyerek geliştirmek istiyorsanız çevik kişisel markalama stratejileri, ilk izlenimin nasıl değiştiğini merak ediyorsanız iş dünyasında ilk izlenim: kartvizitlerin evrimi, tüm bağlantılarınızı toplamak içinse link in bio ve sosyal medya entegrasyonu yazıları işinize yarar.